Hep dedim dimi bunların ruhu bozuk diye?
Tanımı yapılamayan duygu, öndedir bir adım çoğu zaman.
Sakıncası yoksa seni seveceğim.Gün geçtikçe daha çok seveceğim, aşık olacağım. Evet kusura bakma sana aşık olacağım.Uzun süre huzuru, mutluluğu sende bulduğuma inananacağım.Adın anıldığında kulaklarım ağzıma varacak, ağzım beş kulak olacak.Sonra bir gün pişman olacağım Seni sevdiğime pişman olacağım, çok pişman olacağım.Yakaracağım, kul olacağım, köle olacağım bu acı bir an önce bitsin diyeceğim.Ağlayacağım, çok ağlayacağım.Makyajım akacak hep, siyah siyah rimellerim göz etrafımı karartacak.Bakımsızlaşacağım, kendime özen göstermeyeceğim.Özleyeceğim seni, çok özleyeceğim.O mutlu günlerimizin bir an önce geri gelmesini dileyeceğim.Kendimden de nefret edeceğim senin gibi bir dangalağa aşık olduğum için.Sonuç mu? Hep seni isteyeceğim, her şeyin başında ki o heyecanı isteyeceğim, kolunun altına girdiğim de kendimi küçücük bir aşk tomurcuğu gibi hissedişimi özleyeceğim.Kısacası ben başta cinayetimin işlenmesini isterken zamanla dirilmeyi isteyeceğim ama hiç olmayacak, hiç.
Başkalarını üzmemek için kendimi üzüyorum. Malım.
benistememiştim.

Kandırdım…

Tacize uğramış bir çocuğun savunmasız psikolojisini yargılar gibi kandırdım. Hangi yamağın çukuru olacağız? Hangi dillerde derman olacağız? Bilemiyorum.

Ama kandırdım. Sonra ölüme hazırlandım. Ölümüm için süslendim, kokular sürdüm. Ölmek beni yeğliyordu. Aranmayacak bir mantık aradık. Kendimizi attığımız ölümlerde aradık? Ah ne  mantıksız. İntiharlar, idamlar, askılarda asılı adamlar hiçbiri böyle ölmedi.  

Üzgünüm, artık öldüm. Kırgınım, parçalarım cehennemi boyluyor. Ben istemedim, evet evet bunu ben istemedim. Alevlerin koru olmayı, vücudumun onun kızıl rengine boyanmasını ben istemedim.

Günahım çok, büründüğüm kılıf yok. Dudağım, şimdi bir fısıltı gibi söz öbeğim. Yanıyor kan kırmızı yanaklarım. Elmacık kemiklerim eriyor önce alevden, sonra korları gözlerimin içine giriyor.

Acımıyor merak etme.

Bu içimde ki korku kadar kanatmıyor beni  ölüm. Alevleri yaksa bile bronz tenimi, içimde ki kalp kırıntıları kadar derinleşemiyor.

Ama bitiyor çünkü, çünkü gözümden kan savruluyor. Ruhum bedenimden hafif. Ve bedenim ruhumdan ayrıldı artık. Fakat  ben bedenimin kırgınlığında savrulup kalıyorum.

Ben istemedim ölmek onlar beni bu çukura yolladı…

“Bacın siqem” devri bitti, “Oğlum bak git” devri başladı. Hayırlı olsun. Ama siz yine de azalarak bitin.
Sevdiğim insana da “salak” derim sevmediğim insana da “salak” derim. Önemli olan arada ki farkı anlamak.
Kafa siken insan topluluğu.
Bir telefon şirketi kuracağım, adı ALONECELL olacak. Günaydın mesajları, İyi geceler öpücükleri eksik olmayacak. Bana oy verin herkese hamburge… Dur lan olmadı. Bana oy veren herkese 100 sms hediye.

ohalanyeminet:

100 sms bize fazla bile.

Kapı daha bir şiddetle vuruluyor. Ve kırıldı…

İçeri birkaç adam giriyor tanımadığım ya da gözlerim fazla flu gördüğü için tanıyamadığım. Üzerime doğru koşarlarken artık veda vaktinin geldiğini anlayıp hafif bir tebessüm ile gözlerimi kapatıyorum. Sanki beni kovalıyorlardı da ben kapıyı yüzlerine çarptım gibi. Gözlerimi kapatırken en çok bir çift mavi gözü özleyeceğim aklıma geliyor. Gözlerim kapanıyor.

Gerisi?

Anlatılamayacak kadar karanlık…